Şura Sistemi

Yeni geliştirilen "ŞURA SİSTEMİ" her kesimin ve her yerde, en etkin biçimde yönetime katılımını sağlayacaktır.

ŞURA SİSTEMİ şudur:

Adil Siyasi Düzen' de;

1 - En küçük devlet modeli şeklinde teşkilatlanacak olan Bucaklarda (Belde) seçimle gelen bucak başkanının yanında, o bucaktaki;

a - İlmi yönden, Okul ve ekollerin yetkililerinden

b - Ekonomik yönden, Sendika ve oda temsilcilerinden

c - Dini - ahlaki grupların en üst seviyelilerinden

d - Siyasi yönden, parti ve dernek idarecilerinden oluşan bir "BUCAK ŞURASI" bulunacak ve başkanlar bu şurayla irtibat ve istişare sonucu karar alıp uygulamaya koyacaktır.

2 - İllerde ise seçimle gelmiş valilerin yanında, o ildeki dini, siyasi, İlmi ve iktisadi grup ve kurumların yetkili temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen bir "İL ŞURASI" oluşturulacak ve il çapındaki program ve kararlarda bunların teklif ve tenkitleri göz önünde tutulacaktır.

3 - Ve yine seçimle gelen devlet başkanının yanında, o ülkedeki;

a - Bütün siyasi parti ve demeklerin en üst seviye yöneticilerinden

b - Sendika ve odaların genel başkan ve temsilcilerinden

c - Ülkedeki farklı din, mezhep ve meşreplerin genel yetkililerinden

d - Yüksek ilmi şahsiyet ve üniversite temsilcilerinden oluşan bir "DEVLET ŞURASI" kurulacaktır.

Devlet şurası dediğimiz 4 meclisli bir parlâmento konumundadır.

Böylece bugünkü iktidar - muhalefet kavgası ve kargaşası, yerini, barışa ve ülkeye hizmet yarışına bırakacaktır. İktidarda olsun, muhalefette olsun, bütün birimlerin ve seçkin beyinlerin yapıcı tenkitleri ve yararlı teklifleri değerlendirilmiş olacaktır.

Hatırlanacağı gibi Asr-ı Saadette Efendimizden sonra Hz. Ebubekir belirli grup ve kesimlerin fiili temsilcisi durumunda olan zevatın seçimiyle, Hz. Ömer, Halife olan Hz. Ebubekir’in tayin etmesiyle, 

Hz. Osman (ra) ise Aşere-i mübeşşereden oluşan bir şuranın karar vermesiyle iş başına gelmişlerdi. Hz. Ali (ra) ise her halifenin döneminde çok ciddi ve cesaretli bir denetleme ve danışman görevini yerine getirmişti.

Şimdi ne güzel bir tevafuk ve tecellidir ki, Adil Siyasi Düzen bünyesinde de hem seçim, hem tayin, hem şura ve hem de dini denetleme kurumlarının hepsi tam bir uygunluk ve uygarlık içerisinde bulunacak; temel insan haklarına ve evrensel hukuk kurallarına dayalı, çağdaş şartlara ve ihtiyaçlara odaklı, laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti oluşacaktır.

Şimdi Adil Siyasi Düzenin önemini ve özelliğini daha iyi kavrayabilmek için bugünkü batıl siyasi sistemlerin bozuk yapısına bir göz atalım:

a - Siyonizmin dünya hakimiyeti amacı ve süper güçlerin ezme ve sömürme anlayışı.

b -Yeryüzündeki taksimatın haksızlığı (Aynı kavimden ve aynı dinden insanların farklı ülkelere bölünmesi ve dünyanın doğu - batı blokları diye kasıtlı olarak kamplara ayrılması)

c - Devletlerin içişlerine haksız müdahaleye kalkışılması.

d - Genel dünya düzeninin ve onun ülkelerdeki kopyelerinin karmaşıklığı ve adil olmayışı

e - Hak ve adaletin değil, kuvvetin ve menfaatin üstün tutulması.

f - Bu haksız ve ahlaksız düzenlerin "merkezi sistem"le ve devletin silahlı güçleriyle zorla yürütülmeye çalışılması.

g - "Din"in ve ahlaki müesseselerin toplum hayatından dışlanması veya devletin istismar ve suiistimal aracı yapılıp etkisiz kılınması.

h - Kapitalizmdeki göstermelik ve güdümlü demokrasilerin halkın yönetime gerçek katılımını önlemesi ve hükümetlerin halkın iradesini yansıtmaması.

i - Bürokrasinin yönetime hakim olması ve mevzuatların çokluğu ve karmaşası.

j - Sistemin çıkar çatışması ve menfaat boğuşması üzerine kurulması.

k - Hürriyetleri bağlayıcı cezaların bulunması ve kanunların klasik ve kopye olması ve toplumsal uzlaşmaya dayanmaması gibi nedenler yüzünden aşağıdaki problemler ortaya çıkmış ve kangrenleşmeye başlamıştır.

A – Mevcut Dünya Düzeni ve taklitleri; insanlığın huzur ve güvenliğinin sarsılması açısından şu kötü sonuçları doğurmuştur:

1 - Siyasi düzensizlik: İstikrarsızlık, iktidarsızlık ve hükümet bunalımları artmıştır.

2 - Sosyal dengesizlik: Kıtalar, kavimler ve aynı ülkedeki farklı kesimler arasında derin uçurumlar açılmıştır.

3 - İç güvensizlik: Anarşik olaylar, sosyal patlamalar artmıştır, pek çok ülkede fiilen bir iç savaş yaşanmaktadır.

4 - İktisadi belirsizlik: Mason locaları ve MAFİA babaları işbirliği sonucu ticari ahlak ve iktisadi güven bozulmuş ve ekonomide emniyet ve adalet ortadan kaldırılmıştır.

5- Sırf silahları satılsın ve yıkılan şehirlerin yeniden inşası ve imarından para kazanılsın ve siyonizme ve batı emperyalizmine kimse başkaldırmasın diye, kasıtlı olarak savaşlar çıkarılmakta ve dehşet saçan silahlar kullanılmaktadır.

6 - Devletler yine dış tahrik ve teşviklerle korkunç bir silahlanma yarışına itilmiş, bütçelerini halkın refahı ve ülkenin kalkınması yerine, bu silahlara harcamaya başlamıştır. Ve bütün bunların neticesi topyekün bütün dünya ve insanlık çok ciddi bir tehdit ve tehlike ile karşı karşıya bırakılmıştır.

B – Demokrasi kılıflı gizli-derin masonik diktatörlükler, genel hak ve hürriyetlerin kısıtlanması ve tecavüze uğraması açısından da toplumların başına bela olmuştur:

1 - Mevcut siyasi rejimler eksik ve yanlıştır. İnsan ve toplum fıtratına aykırıdır. (Yürütme, Yasama, Yargı) daki kuvvetler ayrılığı sadece lafta kalmaktadır

Her şey siyasi sultanın, o da dış mihrakların ve sermaye baronlarının tesiri altındadır.

2 - Barışma ve uzlaşma yerine çatışma ve boğuşma düzeni ortaya çıkmıştır. İşçi-patron, amir-memur, 

asker-sivil, sağcı-solcu, dindar-laik gibi aslında uyuşup anlaşması ve kucaklaşması gereken kesimler bir kavga ve kaos ortamına atılmıştır.

3 - Mevcut demokrasi ve seçimler; halkın yönetime katılımını (konsensüsü) ve milli iradenin hükümete yansımasını sağlamaktan uzak bir aldatmacadır. Tam bir bürokrasi diktatörlüğü sağlanmıştır.

4 - Mevzuat kargaşası ve bürokratik hantallık yüzünden işlerin sürüncemede kalması ve mahkeme kararlarının yıllar alması yüzünden hükümete ve adalete olan güven sarsılmış, bunun neticesinde de rüşvet, torpil, yolsuzluk ve MAFİA'cılık yaygınlaşmıştır.

5 - Mevcut kanunlar yaşamın ve çağdaş ihtiyaçların çok gerisinde kalmıştır.

6 - Soruşturmaların zulüm ve işkence noktasına varması ve araştırma gerekçesiyle kişilik haklarına tecavüze kalkışılması halkın devlete olan güven ve bağlılığını sarsmıştır.

7 - Cezaların yanlışlığı, haksızlığı ve caydırıcı olmaması, suçları ve suçluları artırmıştır.

8 - Mağdurların ve mazlumların korunmaması, zarar verenin yanına kar kalması ve hele hak arama yollarının ve savunma mekanizmasının tıkanması ve çok pahalı olması, herkesin kendi işini kendi metotlarıyla halletmesi veya MAFİA gibi gayri - meşru karanlık güçlere havale etmesi sonucunu ortaya çıkarmıştır.

Bütün bu sosyal ve siyasal sorunların ve sıkıntıların yegâne çaresi ise: "ADİL SİYASÎ DÜZEN" dir.

Adil Siyasi Düzen'in genel düzen içinde ekonomik, ilmi ve ahlaki düzenlerle uyum içinde olacağını da unutmamak gerekir.

Adil Siyasi Düzen huzur ve güvenliğin sağlanması için ne gibi tedbirler almıştır?

A – Dünya Genelinde:

1 - Hakka dayalı bir Birleşmiş Milletler Teşkilatının kurulmasını.

2 - İhtilafların savaş değil, sulh yoluyla çözüme bağlanmasını.

3 - Öngörülen B.M. Teşkilatının:

a - Bütün ülkelerde her dinden, her kökenden, her düşünceden ve her seviyeden bütün insanların temel hak ve hürriyetlerinin korunması,

b - Bütün ülkelerdeki temel nizamların mutlaka adil olması

c - Ekonomik, siyasi, ilmi ve ahlaki düzenlerin biri birine müdahale ve insan haklarına tecavüz etmeyecek şartların sağlanması.

d - Silahlanma yarışının mutlaka kontrol altına alınması gibi görevleri vardır.

4 - Dünya genelinde devletler idari taksimatının Adil Düzen esaslarına göre yeniden yapılanmasını esas alır.

B – Ülke Düzeyinde İse:

1 - Genel düzenin Hak ve adalete dayanması.

2 - İdari teşkilatlanmanın Adil Düzen esaslarına ve üIke şartlarına göre yeniden plânlanması.

3 - Bekçi, polis ve jandarma teşkilatının Adil Siyasi düzen prensiplerine uygun yeniden yapılanması.

4 - Hukuk, tahkikat, yargı ve tahkim (Hakem) sisteminin yeniden düzenlenip temel esaslara uygun çalışması.

5 - Ülkede inançlı, vicdanlı, hayırlı ve yararlı insanların yetiştirilmesinin amaçlanması, Sorumluluk düşüncesi ve ahiret endişesi taşıyan huzur ve refah toplumunun oluşturulması.

6 - Sosyal büyümenin "dayanışma sistemine" göre yeniden yapılanması ve toplumsal yapının sağlıklı bir organizeye kavuşturulması amaçlanmaktadır.

Hak ve Hürriyetlerin Korunması için de:

1 - Dini ve ahlaki düzenin ve ilmi - eğitim sisteminin de etkisi ve katkısıyla toplumda "HAK" anlayışı hakim kılınacak ve herkes hakkına razı olacak.

2 - Çıkar çatışması yerine menfaat ortaklığı esas alınacak.

3 - Merkezi yönetimle, yerel yönetim arasında yetki ve sorumluluk sınırları belirlenecek ve "yerel yönetimlere" imkan ve fırsat kazandırılacak. Şimdiki “Belediye Meclisleri” ve “İl Genel 

Meclisleri”nin kalitesi artırılacak, yerel yönetimlere etkinlik ve yetkinlik kazandırılacak.

4 - Nispî temsil sistemi esasına göre her kesimin yönetime katılımı sağlanacak.

5 - Mevzuat ve kanunlar ilim ve ehliyet sahibi kimseler tarafından yapılacak.

6 - İcma ve içtihat sistemi uygulanacak, yani şartlara ve ihtiyaçlara uygun kurallar koyma yolu açılacak.

7- Denetim (müfettişlik ve murakabe) genelde dini-ahlaki gruplar tarafından yürütülecek ve tamamıyla bağımsız çalışacak ve bu kurumların yetkileri kadar yükümlülükleri de artırılacak.

8 - Hizmetlerde rekabet ve teminat düzeni kurulacak.

9 - Teminatlı (yeminli) polis teşkilatı oluşturulacak, açıktan ve dışarıdan soruşturma imkanı hazırlanacak.

10 - Adil siyasi düzen, "imkân, eleman ve zaman" israfını önleyecek, pratik ve sade bir yapıda olacaktır.

Mili Çözüm Dergisi Necmettin Erbakan Ahmet Akgül Meali Kerim