Selem Nedir?

Selem konusunun anlaşılması için, günümüzde pek çok insanın kafasına takılan ve sıkça karşımıza çıkan: "Faizsiz bir düzende ihtiyaç duyulan krediler nasıl ve nereden sağlanacaktır?" sorusunu yanıtlayalım.

Öncelikle şu üç hususu belirtmemiz gerekiyor:

1- Adil Düzen de diğer ekonomik hizmetler yanında, kredi işlevini de yürütecek olan faizsiz bankalar genellikle devlete ait hizmet kuruluşları olacaktır. Ve tabi isteyenler özel banka da kuracaktır.

2- Bu bankalarda, lüks ve gereksiz eşya ithal etmek veya “çeşitli malları bolluk mevsiminde ucuza kapatıp ihtiyaç duyulduğunda pahalıya piyasaya sürmek” gibi yatırım ve üretime dönük olmayan, sadece kâr amaçlı ticari krediler son bulacaktır. Krediler, sadece yatırı ve üretim amaçlı girişimlere sağlanacaktır. Böylece “istihkarcılık-karaborsacılık” hortumlamacılık devri kapanacaktır.

3- Adil Düzen'de devlet elektrik, su, ulaştırma, savunma gibi temel hizmetleri yapmak ve makro planda ve ülke çapında genel kalkınma planları ve organize projeleri hazırlamak dışında, hemen her türlü yatırım ve üretim işlerinin "Özel sektör" tarafından yürütülmesi esas alınacaktır.

Bu nedenle kredi müessesesi daha bir önem ve özellik kazanır. Yukarıda da vurgulandığı gibi Adil düzen'de "Faizsiz Kredi"lerin kimlere ve hangi kriterlerle verileceğini önemine binaen tekrar etmemiz yerindedir:

1- Kâr Ortaklığı anlaşmalarına.

a. Sermaye sahipleri tesisleri fabrikayı kurarak

b. Yöneticiler işletmecilik yaparak

c. İşçi ve ustalar emekleriyle katılarak

d. Banka ve şirket sahipleri tesis için gerekli hammaddeyi bularak

e. Devlet ise; kanalizasyon gibi altyapı, su ve elektrik gibi genel hizmetleriyle destek çıkarak kurulacak "Kâr Ortaklığı" yatırımlarına yeteri kadar faizsiz kredi sağlanacaktır.

2- Hakkı Mükteseb Kredisi:

Elinde ihtiyaç fazlası parası olan kimseler, bunu faizsiz bankaya yatırırsa, bankada bıraktığı parasının miktarı ve zamanı kadar kredi kullanma hakkı doğacaktır.

Örneğin bankaya 100 milyon yatırıp 1 yıl bekleten bir insan, başkalarının 1 yıl boyunca bu 100 milyondan kredi olarak yararlanmalarını sağladığı için - isterse kendi parasından hariç bankadan 100 milyon kredi alıp 12 ay kullanacak veya toplam 1 trilyon 200 milyon alıp 1 ay kullanma hakkına sahip olacaktır.

Böyle bir sistemde herkes, ileride kredi hakkı doğsun diye, birikmiş parasını karşılıksız bankaya yatıracaktır. Bu İslam'daki "Karz-ı hasen" müessesesinin şimdi çağdaş ve evrensel Adil Düzende devlet garantisi ve organizesiyle yürütülmesi anlamını taşır.

3- Emek Kredisi:

Özel ve tüzel kuruluşlar atölye ve fabrikalarında çalıştıracakları işçi sayısına göre, “özel emek kredisi” alma hakkına sahiptirler. Bu daha fazla işçi çalıştırmak için işletmeyi ve üretimi artırmayı teşvik eden bir unsur olacaktır.

4- Rehin Kredisi:

Elinde ürettiği ve o an satmak istemediği zirai malları veya sınai mamulleri bulunan kimseler isterlerse bunları rehin bırakarak, değerinin yarısından fazla kredi alacaktır.

5- Adil Düzende, “her mükellefin devlete ödediği vergi” nispetinde ayrıca ilave kredi alma hakkı doğacaktır.

6- Yatırım projesi kredisi:

Uygun projelerle bankaya başvuran müteşebbislere, bağlı oldukları meslek odalarından "Bu işe ehildir" belgesini ve yine bağlı bulundukları ahlaki kurumdan "Bu kimse emindir" garantisini alıp göstermeleri halinde - bu aynı zamanda onlara kefil oluyorlar demektir- kendilerine gerekli ve yeterli krediler sağlanacaktır.

7- SELEM Senedi ( Sipariş ) Kredisi:

Selem; para peşin, mal veresiye olmak üzere yapılan alışveriş sözleşmeleridir. Bu, kitap, sünnet ve icma ile sabit ve caizdir, aklen, ilmen, ve vicdanen de gerekli ve geçerlidir.

"Selem; para peşin, mal veresiye yapılan senetleşmedir" demek; Yani birkaç ay sonra üretilecek buğday, peynir, kumaş vb. şeylerin, o günkü piyasa değerinden daha düşük bir fiyatla satılıp peşin parası alınarak, karşılığında taahhüt edilen malın, üretildikten sonra ödenmesidir.

Bu durumda; peşin para veren alıcı (tüketici) ucuza mal almış olacaktır. Bu parayı tüketiciden veya bankadan peşin ve faizsiz kredi olarak alan müteşebbis ise, üretimi gerçekleştirmek ve işini genişlettirmek imkânı bulacaktır.

Ancak, selemin, faiz şüphesinden uzak kalması ve meşru sayılması için şu şartları taşıması gerekir:

1- Para peşin olarak ödenmelidir.

2- Malın veresiye (en az bir ay gibi bir müddet sonra) verilmesi gereklidir.

3- Peşin ödenen paranın cinsi ve miktarı mutlaka belirtmelidir. (45 Osmanlı altını, 2000 ABD doları, 3000 Euro, 700 TL. gibi)

4- Peşin alınan para karşılığında sonradan verilmesi taahhüt edilen malın,

a. Cinsi (buğday - peynir - kumaş gibi)

b. Nev'i ( yerli buğday, kaşar peyniri, yazlık terlen kumaş gibi)

c. Miktarı (300 kg., 5 teneke, 170 m. Gibi)

d. Sıfatı (süper, iyi, orta, düşük kalite gibi) her halde belirtilmiş olmalıdır.

5- Malın teslim edileceği yerin ve zamanın gösterilmesi şarttır.

6- Bu malın kararlaştırılan mekân ve mevsimde piyasada bulunur cinsten olması lâzımdır.

7- Selem yapılan iki bedelin (paranın ve malın) faiz illetine karışmaması için, farklı cins ve miktarda olması esastır.

Bütün bu şartların faize dönüşmemesi için aşağıdaki esasların da uygulanması gerekir. Bu esaslar İbni Abbas (ra) Hazretlerinin selem ayeti dediği, Bakara 282 ve 283. ayetlerinden çıkarılmıştır. Şöyle ki:

1- Selemin mutlaka yazılması (selem senedi veya sipariş senedi şeklinde)

2- Bu senedin devlet teminatı altında bulunması, yani resmi olması

3- Bu senetlerde alacaklının değil, sadece borçlunun belirtilmesi,

4- Selem senetlerinin "Hamiline" şeklinde düzenlenmesi,

5- Taahhüt edilen malın belirlenen yer ve zaman, miktar ve evsafta teslim edilmemesi halinde bunu tazmin etmek üzere yeterli bir ipotek alınması ve teminat gösterilmesi.

6- Selemle satışa konu olan malın şartlara ve standartlara uygunluğunu kontrol edecek resmi bir teşkilatın bulunması gerekir.

İlk bakışta selemin (para peşin, - biraz ucuz sayılarak - mal veresiye alışverişin) faize benzediği zan ve iddia edilir. Bu asla doğru değildir. Şimdi faizi haram ve haksız, selemi caiz ve yararlı kılan; İslam'ın hangi hikmet ve hedefleri esas aldığını ve faizle selemin farklarını ortaya koyalım.

Önce faiz nedir?

1- Faiz, “zamanla artan borç” olmaktadır:

Örneğin 1 milyon borç verilir. Her ay %' de şu kadar artarak katlanır.

2- Faiz; zarara katılmayan kârdır:

Para bir taraftan, emek diğer taraftan, hem kârâ hem de zarara katılmak üzere kurulan bir ortaklık caizdir, ama sadece ben parama karşılık şu kadar kar isterim, zarara karışmam demek ise faizdir.

3- Faiz; misliyattan alınan fazlalık ve kiradır:

Buğday, arpa, toz şeker gibi aynı cins üretim mallarının borç alınıp, sonradan geri ödenirken verilen fazlalık faizdir.

4- Faiz; başkasının zararına doğan kazançtır: Adil Düzende asıl olan "para parayı doğurur" değil, "para, emek ve üretmek karşılığıdır" düsturudur. Faiz, çalışmadan veya üretmeden, başkalarının kazancını ve hakkını sömürmek, başka bir ifadeyle "üretmeden tüketme hakkı elde etmek" demektir ki bu açık bir haksızlık ve bir nevi hırsızlıktır.

Faizle Selemin farkına gelince:

1- Faiz, malı önceden alıp parasını sonradan ödemek şeklinde olduğu için - vade farkından dolayı - fiyatlar artıyor ve enflasyonu körüklüyor.

Selemde ise parayı peşin verip mal sonradan alındığı için fiyatları düşürüyor ve enflasyonu önlüyor.

2- Faiz, daha parasını ödemeden ve karşılığında bir şey üretmeden önce "peşin tüketim" yaptırıyor. Böylece "borçlu yaşama" düzenini doğurup, ekonomik dengeyi bozuyor.

Selemde ise önce parası ödeniyor, tüketim sonraya bırakılıyor. Böylece hem üretime destek verilip teşvik ediliyor, hem de "dengeli yaşama düzeni" kuruluyor.

3- Adil Düzen' deki selem (Sipariş) senedi "malı" temsil ediyor. Bugünkü senetler ise "para" yerine geçtiği için mevcut para değerini ve alım gücünü otomatikman düşürüyor.

4- Faizli krediler; işletmeyi küçültür, üretimi düşürür ve işsizliği artırır. Selem kredisi ise tam aksine işletme kapasitesini büyültüyor, üretimi artırıyor ve işsizliği önlüyor.

5- Selem senetleri zaten "Hamiline" (taşıyana) yazılı olduğu için icabında para gibi işlem görüyor. Böylece selem yoluyla faizsiz kredi bulabilen hiç kimse, artık faizli krediye mecbur kalmıyor ve itibar etmiyor.

Yani sadece "selem müessesesi" bile faiz yuvalarını kurutmaya yetecektir.

Bu nedenle "Atom bombasıyla sarsamayacağınız Siyonist sömürü sistemini selem senediyle yıkabilirsiniz" sözü, asla mübalağa olmayıp gayet ilmi ve insani bir gerçeğin ifadesidir.

 

Mili Çözüm Dergisi Necmettin Erbakan Ahmet Akgül Meali Kerim