Teminatlı Eğitim

Adil Düzen’de çok orijinal ve olumlu bir “TEMİNATLI ÖĞRETİM VE “EHLİYET” SİSTEMİ” öngörülmektedir. Şöyle ki, her şeyin bir değer ölçüsü vardır. Uzunluk metre ile, ağırlık kilogram ile sıcaklık santigrat ile ölçüldüğü gibi, ilmi seviyeyi ölçen araç ise “ehliyet” tir. Yani her meslek sahibinin, kendi alanında sürekli yenilenmesi ve yeterli hale getirilmesi esas prensiptir.

Bilindiği gibi tarihi süreç içerisinde;

a - Önceleri çeşitli yollarla bilgi edinenler ve bir konuya aklı erenler ortaya çıkıp konuşuyor ve onların etrafında meraklı ve merbut (bağlı) halkalar oluşuyordu.

b - Daha sonra tedris (ders verme) dönemi başladı. Bu devrede daha yararlı ve başarılı hocalar, haliyle tercih edilir oldu. Bunlar çocuklara öğretmen, büyüklere vaizlik yapıyordu.

c - İlim, giderek bir meslek halini aldı ve ilmi otoriteler arasında tartışmalar ortaya çıkınca da “ilmi ekoller” oluşmaya başlıyordu.

d - Artık bu ekollerde “Talebe - üstat” ayrımı ve ilim ehlinin seviye ve sınıf tespiti yapılır oldu.

e - Böylece “Bilmiyorsanız sorun” emri ve ilkesi gereğince sorulara, temel ve genel doğrulardan yola çıkarak, ilmi cevaplar vermek ihtiyacından “içtihat” kapısı açılıyordu.

Yani insanlar ve özellikle ilim ehli olanlar, her hangi bir konuda araştıracak, tartışacak, en doğrusunu bulmaya çalışacak ve ona göre davranacaktı.

Bilemiyor veya bulamıyorsa, o zaman bilene ve bulana soracak, ama kime uyacağını kendisi kararlaştıracak ve ona göre iş (amel) yapacaktı.

f - Daha sonra ilim adamları görüş ve içtihatlarını veya ilmi araştırmalarını içeren kitaplar yazdılar ve bunları okutmaya başladılar. Ancak bu kitapları başkasının okutması ise özel “izin-icazet” şartına bağlandı. Örneğin İmamı Buhari kendi yazdığı Hadis kitabını yine kendi talebelerinden veya imtihan edip ehil gördüklerinden birine “izin-icazet - vize” vermek suretiyle onun okutulabilmesine imkan tanıdı.

Halk ise böyle özel izin ve icazeti olanlardan okumayı tercih etti ve böylece Ehliyet sistemi gelişti.

g - Sonraları bu icazetler birleştirildi ve “diploma” şekline dönüştürüldü. Bütün ilimlerden icazet alan kimselere “Dersi am” ünvanı verildi.

h - Bugün ise artık ilk, orta, lise, yüksek okul, fakülte ve doktora diplomaları veren okullar vardır ve bu sistem uluslararası bir geçerlilik kazanmıştır.

Teminat Sistemi

Adil düzende bu tür diploma ve ehliyet sahiplerinin, mesleki faaliyetleriyle ilgili olsun veya danışmanlıkla ilgili görüş ve önerilerinden dolayı olsun... Yeni bir "teminat ve tazminat sistemi" getirilmektedir. Yani tabiplik, hekimlik, mühendislik, tamircilik, teknisyenlik vb. her hangi bir konuda yaptığı işten veya önerdiği görüşten dolayı (bilgi eksikliği ve ihmal yüzünden) mağdur olan kimselerin zararını, buna sebebiyet verenlerin bağlı bulunduğu “ilmi dayanışma ekolu” ortaklaşa tazmin edeceklerdir. (zararı ödeyecektir)

 Bu durumda hangi ekolün (üniversite, fakülte veya başka bir öğretim biriminin) mensupları toplumda daha başarılı olursa onun talebesi artacak; Bu da genel bütçeden alacağı payını ve payesini (şerefini ve şöhretini) arttıracaktır.

 Bu sistemde “ehliyet" lerin teminatlı olarak verilmesi yanında, ilimde ihtisaslaşmayı ve kaliteyi artırmak ve her hangi bir sahada ihtiyaç fazlası “diplomalı işsiz” sayısını azaltmak için, mesleki okullara, ülkenin ihtiyacı kadar talebe alınması sağlanacak ve belli sayıda insana ehliyet verilmesi planlanacaktır. Kendisini devamlı yetiştirme, yenileme, ahlaki disiplin ve değerlere önem verme hususunda yeterli ve yetenekli olmayanlar, "ehliyet" belgesi alamayacaktır.  

Yani “diploma” alan herkes “ehliyetli” sayılmayacak, ehliyet sıfatlarını kazanması ve sürekli araştırıp belli aralıklarla yeterlilik sınavlarına katılması da şart koşulacaktır.