Ortaklık Ekonomisi

Tarih boyunca ekonomik güçlükleri aşmak ve büyük işler başarmak için genelde iki yöntem kullanılmıştır:

a - Bunlardan birisi Peygamberlerin getirdiği ve İslam’ın geliştirdiği "ortaklık" sistemi,

b - İkincisi de Firavunların uyguladığı ve bu günkü batının kurumlaştırdığı kölelik ve işçilik sistemidir.

Davut AS.ın dilinden: "Zaten (mal ve emeğini ortaklık için) karıştıranların bir çoğu diğerine haksızlık ederler" 41 "

... Bundan fazla ise mirastan üçte birine ortaktırlar "42  gibi ayetlerden,

"Allah'ın (nusret ve inayet) eli arkadaşlarına hıyanet etmeyen (şirket ve ticaret) ortaklarının üzerindedir" 43 gibi hadislerden, zülüm ve sömürü esasına dayanan kölelik ve işçilik sistemine karşı İslam’ın adil ortaklık (şirket) yöntemini benimsediğini ve biçimlendirdiğini anlıyor ve İslâm hukukunda çeşitli şirketlere (ortaklıklara) önemli bir yer verildiğini görüyoruz.

a- Şirketi mülk (Bağ, bahçe, arazi, arsa vb. mal ortaklığı)

b- Şirketi ihale (Halkın ortak malı sayılan sular, meralar, ormanlar)

c- Şirketi amal (Belirli işleri, o işten anlayan sanatkar ve işçilerin birlikte yapma ortaklığı)

e- Şirketi inan (Sermaye ve hizmet eşit, kabiliyet ve marifete göre farklı kar ve kazanç ortaklığı)

f- Şirketi muzarebe (Bir taraf sermayesini, diğer taraf sanat ve emeğini koyarak kurdukları kar ortaklığı)

g- Şirketi Vücuh (Şöhret sahibi olan tanınmış ve ürünlerinin reklamı yapılmış birisinin, tanınmayan ve meşhur olmayan bir kimseye ait malları satıp karşılığında kardan hisse alması)

h- Şirketi Muzaraa (Arazi sahipleriyle tarımdan anlayan kimselerin (çiftçilerin) yaptığı ziraat ortaklığı) gibi çeşitli şirket (ortaklık)larla ilgili yüzlerce kural ve kavramın İslam bilginlerince çok ciddi ve ilmi araştırmalar ve tartışmalar sonucu ortaya konulduğunu biliyoruz. 44

Çağdaş kölelik rejimi olan bugünkü işçilik sisteminde ve vahşî kapitalizm düzeninde ise, servet ve sermaye belirli ellerde birikir. Uluslararası büyük şirketler, dev tröstler, karteller, her şeye hakimdir ve mal sahibidir. Nüfusun çok büyük çoğunluğunu oluşturan memurlar ve işçiler ise bu sistem de patronların demokrat ve çağdaş köleleridir. Sözde işçi ve memurların haklarını savunan ve koruyan sendika ve dernekler ise, emeği sömürülen ve ezilen kesimin havasını almak ve oyalamak için bir emniyet supabı gibidir ve perde arkasında yine patronların emrinde ve düzenin güdümündedir.

Adil Düzenin ön gördüğü ortaklık sisteminde ise herkes mal sahibidir, kimse kimsenin sırtından geçinememekte ve emeğini sömürmemektedir. Zira herkes fabrika ve işletmelerin ortağıdır. Ve üretime katkısı nispetinde kazancı olacaktır.

Bu "ortaklık ekonomisi"nin dört temel girdisi vardır. Bu dört unsur birleşerek işletmeyi oluştur:

1- Tesis (Bina, makine, arazi ve arsa)

2- Emek (Çalışan - memur, sanatkar)

3- Hammadde (Fabrika da işlenecek madenler, pamuk, yün, şekerpancarı vb gibi şeyler)

4- Genel hizmet (Kanalizasyon, elektrik, su gibi alt yapı hizmetleri, ulaştırma ve haberleşme hizmetleri, imar, plan ve proje hizmetleri, hukuk ve noterlik hizmetleri, güvenlik ve koruma hizmetleri, bilgi, belge ve mal depolama hizmetleri, denetleme, dayanışma ve hakemlik hizmetleri)

Bu çeşit ortaklık işletmelerinde tesis sahiplerinin üretimden belirli bir yüzde oranında aldığı pay "Kira" dır ve zarara katılmayacaktır.

Emeğiyle bu işletmeye ortak olan işçi, memur ve sanatkarların yine belirli bir yüzde olarak alacakları "Ücret" payı da zarara katılmaz.

Ne var ki üretimin artması için daha fazla gayret ve hizmet gösterilirse, haliyle ücret payı da artacaktır. Yani Adil ekonomik düzenin ortaklık sisteminde işçi ile işverenin çıkarları ortaktır. Adil Düzende işçi ile işverenin menfaatleri de hedefleri de barışmakta ve uyuşmaktadır. Halbuki şimdiki kapitalist sistemlerde menfaatler çatışmakta, birisi karını, ötekinin zararında aramaktadır.

Bu ortaklık işletmesine hammadde sağlayanlar ise yine o nispette üretimden yüzde payı alırlar. Devlet ise yukarıda sayılan "genel hizmetleriyle" bu ortaklığa katıldığı ve üretimi kolaylaştırdığı için belirli bir yüzde payı alır. Bu "Katılım payı" bir nevi "vergi" sayılır, ama bu vergi devletin verdiği hizmetin karşılığıdır.

Evet başka çaresi yok, ya kapitalist kölelik düzeni yıkılarak, ortaklık sistemi kurulacak veya insanlığın başı beladan kurtulamayacaktır.