Kur’an ve Sosyal Adalet Esasları

Kur'anı Kerim'de hem dünyevi hem de uhrevi yönden çalışmaya ve kazanmaya teşvik eden ve iş hayatını düzenleyen ayetlerin bir kısmını mealen arz edelim:  

"Dünya hayatında insanların geçim şartlarını ve rızklarını aralarında biz takdir ve taksim ettik ve onların kimilerini ötekilerine derece derece üstün kıldık ki biri diğerine iş gösterebilsin" 149  

“Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeylere göz dikmeyin. Erkeklere de kazandıklarından bir pay var. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Siz Allah'ın lütfundan isteyin.” 150  

“İnsana çalışıp (hak ettiğinden) başka bir şey yoktur ve çalışması yakında görülecek (ve değerlendirilecektir ) Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.” 151

 “Her bir kimsenin yaptıkları işlere göre dereceleri vardır ve Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir.” 152  

“Sonra herkese kazandığı tastamam verilecek ve onlara asla haksızlık edilmeyecektir.” 153

 “Allah kimseye gücünün yetmeyeceği görev ve sorumluluk yüklememiştir."

 “Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülükler ise kendi zararınadır.” 154

 “(Dünyayı yarattık ve çeşitli imkânlarla donattık ki insanlar) Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin emeklerinden yesinler ve yararlansınlar” 155

 “(Kur'an) Sizden (iyilik, ibadet ve hizmet yolunda) gayret edip ileri geçmek isteyenlerle tembellik edip geride kalmak isteyenleri (uyaran ve ayıran bir kitaptır) ”  

Çünkü herkes kendi kazandığı karşılığı rehin alınmıştır.”156

“İnsanların amellerinden hiç bir şey eksiltmemişizdir. Herkes kendi kazancına bağlıdır.” 157

 " İşte onlar kazandıklarının eline teslim edilmiş durumdadır.” 158

 “ Herkes kendi yaptığı işin başında duracaktır.? ” 159

 “ Allah her nefsi kendi yaptıklarıyla cezalandırmak için (böyle adaletle davranacaktır) ” 160

 "Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların (iyi veya kötü) kazandıkları kendilerinin sizin kazandıklarınız ise sizindir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız.” 161

 “İnsanların elleriyle kazandıkları ve yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesat çıktı.” 162

 “Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle yaptıklarınız yüzündendir.” 163

 “Allah gökleri ve yeri hak ve adaletle yarattı ki her can kendi kazancıyla cezalandırılsın ve kimseye zulüm ve haksızlık yapılmasın.” 164

 Önce bu ayeti kerimelerde anlatılan uhrevi ve manevi hakikatleri sıralayalım:  

1 - Herkesin Allah yanındaki kıymeti kendi hizmeti ve ibadeti ölçüsündedir.  

2 - Başkalarının bizim hakkımızdaki iyi veya kötü zanları Allah katındaki gerçek değerimizi değiştirmeyecektir.  

3 - İnsanların cennetteki dereceleri de cehennemdeki derekeleri de kendi amelleri nispetindedir.

 4 - Zerre kadar iyiliğin de zerre kadar kötülüğün de karşılığı mutlaka verilecektir.

 5 - Hiç kimse haksızlığa uğratılmayacak ve amelleri asla zayi edilmeyecektir.  

6- Herkes kendisine verilen imkân ve iktidar nispetinde sorumlu tutulacak ve öyle hesaba çekilecektir.

 7 - İman ehliyle inkâr ehli, hizmet ve ibadet ehliyle gaflet ve meskenet ehli asla bir değildir.

 8 - Anne babasının veya atalarının iyilikleri veya kötülükleri kişileri bağlamaz. Herkesin ameli kendisinedir.  

9 - Cennet veya cehennemi kazanmak insanın kendi niyetine, gayretine ve tiyniyetine göredir.  

10 - Çevre kirliliği, hava kirliliği ve tabiatın tahribi sonucu meydana gelen yaygın hastalıklar ve pek çok afetler insanların kendi şuursuz ve sorumsuz davranışları yüzündendir.  

11 - İnsanların elindeki nimet ve faziletlere göz koymak ve kıskanmak haramdır ve Allah'ın taksimine itiraz etmektir.  

Yukarıda meallerini sunduğumuz ayeti kerimelerden çıkarılan sosyal ve ekonomik esaslar ise şunlardır:  

1 - Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi Adil bir devlet düzenidir ve devlet bütün vatandaşlarına insanca yaşama ve çalışma imkânlarını hazırlamakla mükelleftir.

 2 - İnsanların kabiliyet ve servet yönünden farklı yaratılması Nizamı alemin devamı için gerekli ve hikmetlidir.  

3 - İnsan çalışıp ürettiği ve hak ettiği kadar tüketme hakkına sahiptir.  

4 - Başkalarının sırtından geçinmek veya haram ve hileli yollarla servet edinmek asla caiz değildir.  

5 - Devlet hizmetinde olsun, karşılıklı serbest iş sözleşmelerinde olsun mutlaka, nimet - külfet dengesi gözetilmelidir.  

6 - Her kese ve her işte sorumluluk nispetinde salahiyet verilmelidir.  

7 - Ücret işin ve görevin zorluğuna ve sorumluluğuna göre tespit edilmelidir.  

8 - Kadınlar da kendi fıtratlarına uygun işlerde çalışma ve kazanma hakkına sahiptir.

9 - Herkese kendi gücüne ve becerisine uygun iş gösterilmelidir.  

10 - Emanet olan görev ve yetkiler ehline verilmelidir.  

11 - Serbest ticarette olsun ve özel girişimcilikte olsun kişilerin kârları da zararları da kendilerine aittir.

12 - Hak edilen ücretler vaktinde ödenmeli ve geciktirilmemelidir.  

13 - Rüşvet almak, adam kayırmak, devlet imkânlarını keyfince dağıtmak ve faiz sistemini uygulamak düzeni ve toplumu dejenere edecektir.  

14 - Anne babadan miras olarak kişilere mal kalabilir. Ancak marifet ve makam babadan oğula geçmez. İlim ahlâk sanat ve maneviyat herkesin kendi kazancı ve kabiliyetidir.  

15 - Doğal dengeyi bozacak çevre ve deniz kirliliği ve tabiatın sorumsuzca tahribi gibi davranışların cezasını her halde insanlar çekecektir. Öyleyse devlet ve toplum bunları önleyici tedbirler geliştirmelidir.  

16 - Devlet kurumları kendi çalışanlarını ve elemanlarını takip ve kontrol etmeli hizmet ve kabiliyetleri ve de başarı nispetleri derecesinde onları terfi ve taltif ettirmelidir.  

17 - Tayin ve terfi işlerinde gayret, sadakat ve kabiliyet gibi değerler değil de, yağcılık ve kayırmacılık esas alınırsa hizmetler hezimete uğrar. Dalkavukluk yarışı başlar ve kamu hizmetleri laçkalaşır ve tıkanır hale gelir.  

18 - Toplumda hayır ve hizmet yarışını gerçekleştiren bir düzen kurulmalı ve yürütülmelidir.  

19 - Haksızlığı, hayasızlığı ve hırsızlığı rağbetlendiren bir düzen mutlaka çürüyecek ve çökecektir.

 20 - Fertlerin ahlâki ve insani değerleri mensup oldukları düzene göre şekillenir. Kötü bir düzende iyi kalmak, iyi bir düzende ise kötü olmak imkânsız değildir, ama zor bir iştir.

 "İnsanların dini, meliklerinin dinidir " hadisi de insanların savundukları ve sahip çıktıkları düşünce ve düzenlerin rengine boyanacağını bildirmektedir.

 21 - Sanayi ve teknolojiyle birlikte tarıma da gereken önem verilmelidir.  

22 - Şu veya bu şekilde devlete borçlananlar, hapsedilmek yerine borçlarını ödeyinceye kadar devlete ait çiftlik ve işletmelerde istihdam edilmelidir.

 Evet işte görüyorsunuz ki Kur' an ayetleri, hem uhrevi ve manevi sorumluluğu ve ilahi adaleti izah ve ikaz ederken, bir yandan da sosyal ve ekonomik hayatı düzenleyen esasları öğretmektedir. Ve bu esaslara ne aklıselim, ne müspet ilim, ne tarihi tecrübe ve birikim ve ne de vicdani kanaat ve tatmin, ne de ahlâki değerler yönünden karşı çıkmak asla mümkün değildir.  

Zira Cenab-ı Hak her şeyi en iyi bilendir, bütün hükümleri hayırlı ve hikmetlidir. Bize bizden de merhametlidir.  

Ve artık başka çaresi yok. Kurtuluş için yeniden ve acilen Kur'an’a dönmelidir.