Genel Değerlendirme

Buraya kadar anlatılan konuları ana başlıklarıyla değerlendirmeye çalışalım:

Adil Düzen projeleri olarak buraya kadar anlatılan ilmi tespit ve teklifleri maddeler halinde özetleyecek olursak:

A - Siyasi Yapı:

1- Adil Düzen projeleri ve Milli Görüş medeniyeti “Gücün haklı sayıldığı” zalim bir düşünceye değil, “Hakkın güçlü kılındığı” insani ve adil bir anlayışa dayanmaktadır.

2- Toplumdaki sosyal değişme ve gelişmeler; savaş, işgal, zorbalık gibi yöntemler yerine “uzlaşma ve anlaşma” lar sonucu oluşacaktır.

3- Bu esasların ışığında toplumu oluşturan sosyal kurumlar sadece siyasi partilerle sınırlandırmayıp, iktisadi, ilmi ve ahlaki kurumları da içine alan bir “Sosyal denge” kurulacaktır.

4- Siyasi birimlerin “yerinden”, ekonomik birimlerin ise “merkezden” yönetimi esas alınacaktır. Ama hepsi genel anayasanın temel esaslarına bağlı kalacaktır.

5- Toplumsal sözleşmeler (anayasalar) ortak ihtiyaç, inanç ve amaçların etrafında oluşan bir konsensüsle sağlanacaktır.

6- Ekonomik, siyasi, ahlaki ve ilmi kurumların alt birimleri olan “grup”lara ortaklık statüsünde üye olunacak, ortaklar arasında dayanışma esası konulacak ve her gurup ortağına / mensubuna hem “teminat” verecek hem de zararından dolayı “tazminat” la yükümlü tutulacaktır.

7- Kamu hizmetleri, atanan memurların yanında “serbest ehliyetli görevliler” tarafından da yürütülecek ve böylece “memurlar devleti” anlayışı ve “bürokrasi diktatörlüğü” ortadan kaldırılacaktır.

8- Soruşturmada devlet memurları tarafından yapılan ve artık çağdışı sayılan “tahkikat” sistemi yerine, daha insani olan “itham” sistemi uygulanacaktır. Kişinin dolduracağı yeminli ve sorumlu bilgi formu yeterli sayılacaktır.

9- Yönetimde çift başlılık ve kargaşalık terk edilerek yerine "Başkanlık" sistemi uygulanacaktır. Bucak ve illerde ayrıca belediye başkanı' da bulunmayacaktır.

Bucak, il ve devlet başkanları kendi birim ve bölgelerindeki ilmi, ahlaki, siyasi ve iktisadi sosyal kuruluşların temsilcilerinden oluşan şura'nın (danışma meclislerin) “hakem ve organizatör” makamındaki liderleri sayılacaktır.

10- Vatandaşların, sosyal birimlerden her birine katılım mecburiyeti olacak, ancak istediği an bunları değiştirme hakkı bulunacaktır.

11- Bu yeni uygarlık ve uygulamada genel yurttaşlık (devlet vatandaşlığı) yanında, her vilayet ve bucaklar için ayrıca " yerleşim hakkı" statüsü ve mensubiyeti bulunacaktır. İsteyen herkes yerleşim birimini seçme hak ve hürriyetine sahip olacaktır.

Çünkü yerleşim birimlerine, oradaki nüfus yoğunluğunun arzusu ve konsensüsü ile özel ve yöresel kanun ve kurallar koyma yetkisi tanınacaktır. Bu kuralları benimsemeyenlere ve fesatçılıkta direnenlere ise istediği yere göç etme kolaylığı sağlanacaktır.

Bucak, il ve devlet başkanlarına uyumsuz ve huzursuz kimseleri- mağdur etmeden sürgün edilmelerini isteme yetkisi tanınacaktır. Buna rağmen yerinden ayrılmayan ve ıslah olmayan kimseleri ise, içinde bulunduğu topluluk hukuki himayesinden çıkaracak ve sahipsiz kalacaktır.

B - Ekonomik Yapı:

1. Adil düzen “çıkar çatışması yerine, menfaat ortaklığı” na dayanmaktadır.

2- Herkese ve her kesime tam bir “fırsat ve imkan eşitliği” sağlanmıştır.

3- “Nimet-külfet dengesi” “Hizmet ücret eşitliği” esas alınmıştır.

4- “Mikro ( fert ve şirket ) sahasında tam bir serbestlik, Makro (ülke) çapında ise planlama yolu rehberlik” üzerine hazırlanmıştır.

5- Kamu sektörü ile özel sektör arasında, “birinde yer alanın diğerinde bulunmaması” şeklinde kesin bir ayrım yapılacaktır. Yani, farklı ve faydalı sahalarda yatırım ve üretim amaçlanacaktır.

Çünkü, özel sektörde yatırımcı ve yönetici olan kimselerin, kamu sektöründe ve devlet yönetiminde de bulunmaları, yetki istismarına yol açacağından yanlıştır ve sakıncalıdır.

6- Karşılıksız para basılmasını önlemek için “üretilen malı temsil eden senet” sistemi uygulanacaktır.

7- İktisadi bölüşümde hasılanın (üretim ve gelir toplamının) önceden yapılan anlaşmalara göre paylaşılmasına dayanan “ortaklık” sistemi yürürlüğe konacaktır.

8- Devlet vergiyi genel hizmet karşılığı ve alt yapı hizmetleri nedeniyle katılım payı olarak alacak, bunun dışında sadece üretim ve servetten alınan ve miktarları kanunla belirlenmiş olan tek tip vergi düzeni kurulacaktır.

9- Kredi devlet tekeline alınacak “emek faktörüne” ve “hayırlı ve yararlı üretime” öncelik tanınacaktır.

10- Veresiye yerine “sipariş”. Borçlanma yerine “peşin ödeme”. Faiz yerine, Ön ödemeden dolayı indirim” uygulaması başlatılacak, bu sayede faiz ve sömürü düzeni kaldırılarak yerine “selem-sipariş senedi” uygulaması konulacaktır.

11- Böylece Adil Düzenin “ortaklık ekonomisinde” yatırım sahipleri tekeller değil, halk olacaktır. Piyasaya sadece büyük sermayeli değil, bütün pay sahipleri gireceğinden gerçek serbest piyasa ekonomisi ortaya çıkacaktır. Kredi bizzat çalışanlara verildiğinden “tekelleşme” de olmayacaktır.

12- Ortaklık ekonomisinde maliyeti yükselten ve sonunda fiyatlara eklenen faiz, peşin vergi, reklam gideri gibi “sabit giderler” olmadığından, marjinal maliyetle ortalama maliyet aynı olacaktır. Bu nedenle işletmeler düşük kapasitelerle dahi çalışma ve üretim yapma imkanı bulacaktır.

13- Bu sistem, devleti; “Altyapı ve genel hizmetleri” karşılığı yapılacak yatırımlara ortak kabul ettiği için müdahalecilik ve bürokratik engellemecilik artık söz konusu olmayacağından “rüşvet” olayını da ortadan kaldıracak ve “mafyacılık” yıkılacaktır.

14- Adil Düzende kredi mal karşılığı verileceğinden enflasyona sebep olmayacak ve yine kredilerin çalışanlara verilmesi nedeni ile aracı kârı (faiz farkı) bulunmayacağından gelir dağıtımındaki dengesizlikler ortadan kalkacaktır.

15- Bu sistemde borçlanma yerine “iştirak” asıl olacağından iç ve dış borçlar sorunu da olmayacak ve az gelişmiş ülkelere gelişmiş ülkelerle arasındaki uçurumlar da böylece kapanacaktır.

C - Dini - Ahlaki Yapı:

1- Dinler “Hıristiyanlık” ve “Müslümanlık” gibi genel sıfatlar yerine, tabii veya tarihi bir süreç içinde oluşan çeşitli meşrepler ve ahlaki meslekler statüsünde teşkilatlanacaktır. Çünkü bu, insanları tanımak ve hizmet bütünlüğü sağlamak açısından daha kolaydır.

2- Dini kurum ve gruplara teftiş ve denetleme, mensuplarına tezkiye (iyi hal) belgesi verme gibi önemli fonksiyonlar yüklenecek, böylece toplum düzeninde etkili ve yetkili konuma yükselecek ama o nispette de sorumluluk ve mükellefiyetleri bulunacaktır.

3- Din, siyaset ve ekonomik birimlerin baskısından kesinlikle kurtarılacak, ilim ile din arasında zıtlaşma ve çatışma yerine tam bir köprü ve işbirliği kurulacaktır.

D - İlmi Yapı (Eğitim Düzeni):

1- İlim ve eğitim ferdi çalışmalardan çıkarılarak sistemleşecektir. Bunun ilk şartı da “dil” ve “matematik” başta olmak üzere önde gelen ve temel ilimlerin öğrenilmesi programlanacak, daha sonra “uzmanlaşma” ise mesleki alan ve kuruluşlara bırakılacaktır.

2- Bütün ilimlerin “ortak dili” oluşturulacak, farklı sahalarda çalışan ilim adamlarının birbirini anlaması ve yardımlaşması sağlanacaktır.

3- Faydasız ve fantazi ilim ve eğitim yerine, insanlığın ihtiyaçlarını karşılamak ve sorunlarını çözüme kavuşturmak amaçlanacaktır.

4- İlmi kuruluşlar “guruplaşma” ve “ekolleşme” sistemine göre teşkilatlanacak ve bu ilmi guruplara her kademede halkın katılımı ve yararlanması sağlanacaktır.

5- İlmi kariyer ve kabiliyetin ölçülmesinde diploma değil, “ehliyet” esas alınacak ve “ehliyetlerin” dereceleri olacaktır.

6- Bu ehliyetler ilim ve eğitim kuruluşları tarafından “teminat-güvence” ye bağlanacak, mensupların bilgi eksikliği ve ihmal neticesi verdikleri zararlar ortaklaşa tazmin edilecek. (Ortak bütçe paylarından karşılanacaktır.)

7- İlim adamının özerkliği ve düşüncelerinin serbestliği sağlanacak ve yasama (kanun yapma) yetkisi bu kurumun olacaktır. Çünkü sağlıkla ilgili en uygun kanunları tıp otoriterleri, bayındırlıkla ilgili kanunları inşaat ve çevre profesörleri, İnsan haklarıyla ilgili kanunları hukuk yetkilileri, ahlakla ilgili kanunları ancak din ve ilahiyat bilginleri ortaya koyacaktır.

8- Tek tip eğitim sistemi kaldırılarak bunun yerine; farklı okul ve ekollerden diploma alanların “merkezi sınav sistemlerinden” geçirilmek suretiyle eğitimde rekabet ve ehliyet öne çıkacaktır.

 SONUÇ;

Özet olarak ve özellikle belirtmek gerekirse:

Adil Düzende toplumu oluşturan kurumlar arasında, “yasama, yürütme ve yargı” ya bir dördüncü kuvvet olarak “denetleme” de eklenecektir. “kuvvetler ayrılığı” “güç dayanışması ve güven ortaklığı”na çevrilecek ve adalet prensibine uygun olarak bunlara yeni fonksiyonlar yüklenecektir.

Şöyle ki;

1- İlim meclisine yasama (kanun yapma),

2- İktisat meclisine ekonomik faaliyetleri ayarlama,

3- Siyaset meclisine hükümet etme ve yürütme,

4- Dini meclise ise denetleme görevi verilecektir.

Yargı ise, mutlaka bağımsız mahkemelerce yerine getirilecektir.

Bu dört kurumun tabii yetkilerinden ve kendi içlerinden seçimle gelen temsilcilerden oluşan 4 (dört) meclisli bir parlâmento kurulacak, bucak ve illerdeki yerel parlamentolarla beraber ülke çapında “genel parlamento” bulunacak, devlet başkanı ise bu meclisle arasında dengeyi ve düzeni sağlayan bir hakem rolü oynayacaktır.

İlmi, ahlaki, siyasi ve iktisadi kurum ve meclisler, kendi faaliyet ve fonksiyonları ile ilgili görevleri; ülke çapında yürütecek olan genel müdürlük seviyesindeki üst yetkilileri, kendi kriterleri ve iç yönetmelikleri çerçevesinde belirleyecek, bunlar devlet başkanının onayı ile resmileşecek, Devlet başkanına bizzat bağlı birimlerle beraber, hizmet bütünlüğü sağlanacaktır. Hükümeti kurmak ise siyasi meclisin görevi ve sorumluluğu altındadır.

Çeşitli siyasi, ekonomik, ilmi ve ahlaki guruplara mensup vatandaşların, kendi irade ve istekleriyle verecekleri değişiklik dilekçeleri, belirli aralıklarla bilgisayarlardan öğrenilerek hangi siyasi partinin, hangi ahlaki kurum ve dini cemaatin, hangi ilmi ekol ve üniversitenin ve hangi sendika ve ekonomik birliğin, ne kadar ortak-üyesi olduğu ne nispette meclislerde temsil hakkı doğduğu? yeniden tayin ve tespit edilecek ve böylece artık çağdışı kalan ve toplumu kavga ve kaos ortamına yol açan bugünkü seçim ve sandık sistemi de zamanla ortadan kalkmış olacaktır.

Bu sistemde:

a - Bucaklar iç güvenliği,

b - İller, kendi sınırlarında ve ülke çapında genel güvenliği,

c - Devlet ise dış güvenliği sağlamakla yükümlü tutulacaktır.

Her yönden güçlü, güvenilir ve sürekli kendini geliştirip yenileyebilir saygın ve caydırıcı bir ordu esastır.

Bir üst kuruluş, alt kuruluşlara rehberlik dışında, karışmayacaktır.

Devletler ise paktların (bağımsız devletler topluluğunun) üyeleri konumundadır.

Adil Düzenin siyasi - idari yapılanmasında en küçük birimler olan siteler ve bucaklarda halkın bizzat katılımıyla “doğrudan demokrasi” uygulanacaktır. Üst kuruluşlar olan birimlerde devlet yönetimine katılım ise “temsili demokrasi” yolu ile olacaktır. Böylece insanlar küçük birimlerde doğrudan kendileri, büyük birimlerde ise seçtiği temsilcileri vasıtasıyla yönetime aktif olarak katılmış olacaktır.

Bucak, il ve devlet çapındaki parlamento ve meclisler, hem genel ve müşterek anayasaları, hem de kendi birim ve bölgeleri ile ilgili özel ve yöresel nizamları ve kararları kendileri yapacak ve uygulayacaktır.

Adil Düzende kuvvetler dengesinin işleyiş ilkeleri:

1- Demokratiklik ilkesi: Her kuvvetin oluşması halkın katılımını sağlayacak şekilde olacaktır.

2- Guruplaşma ilkesi: Her kuvvet kendi içinde “çoklu gruplaşma” esasına göre teşkilatlanacaktır. Siyasi partiler, bilimsel ekoller, dini cemaatler ve mesleki oda ve dernekler içerisinde en az 5, en çok 20 kişiden oluşacak bir çok guruplar bulunacaktır.

3- Gurubunu değiştirebilme ilkesi: Her vatandaş işine gelmediği taktirde partisini, ahlaki hizmet birlikteliğini, sendikasını ve ilmi ekolünü ve bunlarla ilgili gurubunu değiştirme hakkına ve kolaylığına sahip olacaktır.

4- Nispi temsil ilkesi: Yönetime katılma nispi temsil esaslarına göre olacak, “toplumsal uzlaşma = milli koalisyon” biçiminde planlanacaktır. Ulusal kararlar çoğunluk sistemine göre değil ma’şeri karar = referandum yoluyla sağlanacaktır.

5- Tahkim sistemi ilkesi: İcrada başkanların, yargıda ise hakemlerin kararı asıl olacaktır.

Adil Düzen' de Örgütlenme:

Ekonomik birimler atama ile, siyasi birimler seçim ile belirlenir ve biçimlenir. Örgütlenme merkezden çevreye ve çevreden merkeze doğru karşılıklı etkileşimle yapılır. Halkın tanıyabildiği çevre içinde seçimler yapılır. Temsilciler yukarıya doğru seçimle yapılırken, atama ve görevlendirmeler ise yukarıdan aşağıya doğru yapılır.

Hükümet:

Devlet Başkanı, seçimi kazanan partilerden başbakanı seçip atayacaktır. Partilerin seçim beyannamesi esas alınarak ve vaatler takvime bağlanarak hükümet programı yapılır. Güvenoyu alan hükümet göreve başlar. Program aksarsa ve hükümet söz verdiklerini yapmazsa, bu durumu denetim mekanizması tespit ederek, Başkan güvenoyu ister. Meclis sorumluluğu üstlenir de devamını uygun görürse seçim tarihine kadar hükümet süresini doldurulabilir. Ancak bu durum kamuoyuna deklare edilir. Her seçim öncesi iktidar partilerinin başarısı tespit edilip kamuoyuna sunulur. Böylece vaatlerini gerçekleştiremeyen partilerin halkı aldatması önlenir. Meclis başarısız bir hükümet için güvenoyu vermezse, Devlet Başkanı yeni bir hükümet kurdurabilir, ya da yeni seçim kararı alabilir. Bunun için dört meclisin de üst düzeyleri ile istişare eder. Hiçbir meclis kendi görevleri dışına çıkamaz ve diğerine müdahale edemez. Ancak koordineli çalışır. Her türlü ihtilafta son karar mercii Devlet Başkanıdır. Başkan ülkeyi temsil eder, düzeni temsil eder. Dört meclisin başkanları Devlet Başkanının yardımcılarıdır.

Seçimler:

Halk siyasi meclisi ve yerel yönetimleri seçer. Diğer meclisler ise; her camia içindeki özerk seçimlerle tespit edilir. Her meclisin örgütlenmesi kendi yapısına ve işlevine göredir. Seçimleri de kendi yapılarına göredir. “Seçme”de esas, insanın tanıyamayacağı şahıslar ve makamlar için oy kullanma hakkı verilmemesidir. Yakından tanıyamayacağı bir birim yöneticisinin veya genel yöneticinin direkt değil, temsil yoluyla ve dolaylı seçilmesi daha münasiptir. Seçimler insanların birbirlerini yakından tanıyabileceği dar çevre içinde gerçekleştirilir. Ekonomik birim yöneticileri ise, atama ile işbaşına getirilir.