Enflasyon ve İşsizlikten Kurtuluş Yolları

Bilindiği gibi ülkedeki fiyatların genel seviyesinin yükselmesine veya paranın satın alma gücünün düşürülmesine "Enflasyon" denir.

"Mîllî para" değerinin, yabancı paralara göre indirilmesine ise, "devalüasyon" denir. Enflasyon ve pahalılığın genel sebepleri:

1. Ülkedeki zirai veya sınai tüm üretim toplamının, genel tüketim toplamından az olmasıdır. Yani piyasaya "arz" edilen malın, genel "talep"i karşılayamamasıdır. (Talep enflasyonu)

2. Bunun aksine genel ihtiyacın (talebin) çok üzerinde mal üretilmesi ve bunların ihracat yoluyla dış pazarlara satılamayışıdır. (Arz enflasyonu)

3. Faiz belası. Enflasyonun en önemli sebebi faiz olmaktadır. Çünkü parası olanlar, yatırım ve üretim yerine daha kârlı ve daha kolay buldukları için faize yöneldikleri ve ayrıca faizli kredi alanların, bu faizleri sonunda maliyete ve fiyata yansıttıkları için, enflasyon devamlı artmaktadır.

4. Enflasyonun çok önemli bir sebebi de "gelir vergisi"dir. Devlet gelir vergisi aldığı için "aracı" durumdaki esnaf bu vergi yükünü maliyete ekleyerek satış yapmakta ve dolayısıyla pahalılığı ve enflasyonu azdırmaktadır.

5. Enflasyonun bir diğer sebebi de; "kredi"lerin yatırım ve kalkınma girişimlerine değil, rantiyecilere aktarılmasıdır. Ve verilen kredilerin uygun yerlerde kullanılıp kullanılmadığının denetlenmeyişidir. Özellikle bazı büyük holdinglerin aldıkları krediler ve "Tekeller" ve "Karteller" oluşturdukları ve ihtiyaç duyulan malları ucuza depolayıp çok pahalıya sattıkları için, bu spekülatörler yüzünden enflasyon devamlı tırmanmaktadır.

6. Bütün bunların sonunda haliyle,

a. Toptan eşya fiyatlarında hızlı ve büyük artışlar yaşanacak,

b. Para değerinde devamlı düşüşler kaçınılmaz olacak,

c. Faiz oranları çok yüksek boyutlara ulaşacak,

d. Küçük ve orta işletme sermaye sahipleri ayakta kalma şansını yitirmiş bulunacak,

e. Paradan kaçış başlayacak, kimse bir gün bile parayı elde tutmak yerine ya altına, ya dövize veya gayrimenkule bağlayacak,

f. Repo ve rantiye gelirleri rağbet kazanacak, yatırım ve üretim duracak ve ülke yıkılışa doğru yuvarlanacaktır.

Çözüm Yolları:

1. Bu Geçiş döneminde “Faizleri kökten yasaklamak” ve "Faiz kurumlarını kapatmak" yerine, devlet kendisi bizzat "faizsiz uygulamayı" başlatmalı ama faizle uğraşanları da serbest bırakmalıdır. Devlet kendi alacak ve vereceklerinde faizi kaldırmalı ve faiz davalarına mahkemeler bakmamalıdır. Faizli banka işlemleri ve rantiye gelirleri devlet garantisinden çıkarılmalıdır.

2. Her türlü borçlanmalar "altın" değeri üzerinden olmalı, ödemeler ise yine o günkü altın değeri üzerinden yapılmalıdır.

3. Devlet, cumhuriyet altını alıp satmalı, arz ve talebe uygun her gün yeni bir fiyat tespit edilip uygulamalı, ama aynı gün içinde yeni bir fiyat değişikliği yapılmamalı ve her türlü altın ticareti serbest bırakılmalıdır.

4. a) Devlet kendisine ait gayrı menkulleri (Bina, arsa ve arazileri) açık arttırma usulü ile komisyonculara kredi olarak vermeli.

b) Bunları alan komisyoncular bu gayrimenkulleri satarak sermaye yapmalı ve bununla gayrimenkul ticaretine yönelmeli,

c) Bu alışverişlerden %2 gibi belirli oranda bir kâr yapmalarına fırsat verilmeli,

d) Tüm tapu işlemleri vergisiz ve ücretsiz yürütülmelidir. Böylece;

e) Halk kendi taşınmazlarını, ihtiyaç duyduğunda, bu komisyoncular eliyle devlete satmış ve piyasaya para akmış olacaktır.

f) Veya vatandaş elinde fazla parası varsa kendisi devletten taşınmaz alır ve böylece karşılıksız para olmadığı için enflasyon önemli ölçüde dizginlenmiş sayılır.

5. İthalatçı ve ihracatçıların başka ülkelerle Türkiye’miz arasında, üretilen malların üretilmeyen mallarla değiştirilmelerine yönelik düzenlemeler yapılmalı ve böylece dış ticaret dengesinin kurulması sağlanmalıdır.

“Şu kadar kumaşa şu kadar teknoloji, şu kadar "su" ya şu kadar petrol, şu kadar sebze- meyveye şu kadar makine gibi” mal değişimi yapılmalıdır.

6. Devlet "selem senedi - sipariş kredisi"ni başlatmalıdır.

Mesela emeklilere veya halen çalışan ücretlilere on iki taksit halinde maaşlarından kesilmek üzere belirli bir para peşin avans olarak sipariş kredisi şeklinde verilir.

Bu krediyi alanlar, ihtiyaç duydukları yiyecek, içecek, giyecek ve temizlik maddeleri için gidipmağazalara sipariş verirler. Mağazalar bu ihtiyaçlarını tüccar ve toptancılara bildirirler.

Tüccarlar fabrikalara bu siparişleri iletirler.

Fabrikalar, bu istek ve ihtiyaçlar doğrultusunda gerekil hammadde siparişlerini verirler.

Böylece;

a. Hem üretim, halkın genel ihtiyaç ve isteği doğrultusunda ve yılbaşında planlanmış olacak,

b. Hem de peşin siparişler yüzünden ucuz ve kaliteli üretim gerçekleşeceğinden enflasyon ve pahalılık olmayacaktır.

7. Tüccara doğrudan kredi yerine,

a. Aldıkları sipariş kadar kredi,

b. Koydukları sermaye kadar kredi,

c. Çalıştırdıkları işçi sayısına göre kredi uygulaması başlatılmalıdır.

8. Vergiler:

a. Tüccarlardan, koydukları sermayenin %2,5 (1/40) kadar,

b. Fabrikalardan ise, üretimden aynı miktar (hasıla payı) olarak vergi alınmalıdır.

9.Yeraltı ve yer üstü zenginlik kaynaklarımızın ve ülkelerdeki diğer potansiyel imkânlarımızın biran evvel üretime ve servete dönüştürülmesi için öncelikle özel sektörün ve girişimcilerin, bunların ilgi duymadığı bölgelerde ise devletin yatırım ve kalkınma hamlelerine öncülük etmesi kaçınılmazdır.

Yeni ve yeterli istihdam alanları da ancak böyle sağlanacak ve işsizlik sorunu çözülmeye başlayacaktır.

Hayvancılığın ve ziraatın geliştirilmesi, köylülerin modern ziraata yönlendirilmesi ve tarım ürünlerinin iç ve dış pazarlarda değerlendirilmesi yolundaki hazırlıklar biran evvel tamamlanmalıdır.