Adil Düzen Açısından Dış Politika Hedefleri

Bilindiği gibi 2. Dünya Savaşı'ndan sonra siyasî yönden BM, askerî yönden NATO, ekonomik yönden Dünya Bankası ve IMF gibi teşkilatlar ortaya çıktı. Dünyanın değişik yerlerinden gemilerle getirilen Yahudiler, kuvvet zoruyla Filistin'e yerleştirilip "İsrail" kuruldu. Güya insanlık böylece huzura ve barışa kavuşacaktı.

Ama beklentilerin hiçbiri olmadı.

Ekonomik yönden: fakir ülkeler daha fakir, zengin ülkeler daha zengin oldu. Gerek ülkeler arasında gerekse ülkelerin farklı kesimleri arasındaki gelir dağılımları giderek bozuldu. İşsizlik ve sefalet korkunç boyutlara ulaştı. Açlıktan ölenler çoğaldı. Milyonlarca insan enflasyon ve geçim darlığı içinde kıvrandı.

Bu zulüm ve sömürü devri sürerken, Batılılar ve arkalarındaki Siyonist patronlar devamlı: "Biz insanlığa huzur ve hürriyet getireceğiz, saadet ve adaleti temin edeceğiz ama, karşımızda Komünizm ve Sovyet tehlikesi var, soğuk harp devam ediyor, bu yüzden fırsat bulamıyoruz ve hizmet yapamıyoruz" deyip durdular. Oysa 1989'da Komünizm iflas ettiği ve Sovyetler dağıldığı halde, tam 10 yıldır, insanlığın yararına hiçbir girişimde bulunmadılar...

Siyasi yönden de yeryüzüne, barış ve hürriyet geleceğine, tam tersine, savaşlar, sıcak çatışmalar, anarşi ve terördeki tırmanmalar her tarafı sarmaya ve sarsmaya başladı.

Filistin, Keşmir, Kore ve Vietnam'daki savaşların yaraları henüz kapanmamışken, Irak-İran Savaşı başlatıldı. Arkasından, faturası Türkiye'ye ödetilen Körfez Savaşı çıkarıldı. Somali işgale uğradı. Azerbaycan'da Bosna'da, Çeçenistan ve Kosavada tarihin şahit olmadığı katliam ve kahpeliklere seyirci kalındı. Pek çok Müslüman ülkeye, uydurma gerekçelerle haksız ambargolar uygulandı. Yine bu dönemde geri kalmış ülkelerin dış borçları ve bunların faiz miktarları korkunç boyutlara ulaştı. Şeytanî bir plân çerçevesinde bütün ülkeler insafsızca sömürüldü ve insanlık "çağdaş ve demokrat köleler" durumuna alıştırıldı. Ve bütün dünya bu "Yeni Dünya Düzeni" dedikleri tek kutuplu tahakküm ve zulüm düzenine itaate zorlandı.

Gizli Dünya Devleti (GDD) diyebileceğimiz bu sömürü saltanatının sahipleri ise, şeytani düşüncelerden yola çıkarak yazılan ve Hz. Musa'dan çok önceleri hazırlanan KABBALA kitabına göre "Bütün ırklardan üstün yaratıldıklarına ve dünyanın tek hakimi olacaklarına" inanan ve bu batıl ideolojiler doğrultusunda Tevrat ve İncil'i elleriyle bozan Siyonistlerdir.

Bunlar Amerika'nın keşfinden sonra oradan getirdikleri altınlarla büyük gemiler inşa edip uzak denizlere yönelmişler, Afrika, Asya ve Amerika'nın pek çok ülkesini işgal etmişler, halklarını köleleştirmiş, zenginlik kaynaklarını insafsızca sömürmüşlerdir.

Bunların sonunda Avrupa'da sermaye birikimi arttı, Sanayi Devrimi yaşandı... Faize dayalı kapitalist sistemin yerleşmesiyle Siyonist çevreler astronomik paralara ve servetlere eriştiler ve dünya ekonomisini ele geçirdiler.

Ekonomik servete sahip olan Siyonistler, siyasete de yön vermeye ve ülke yönetimlerini ele geçirmeye başladılar. Büyük sanayi kuruluşlarını, medya organlarını ve büyük haber ajanslarını kontrollerine aldılar. Zamanla hukuk ve avukatlık merkezleri ve stratejik araştırma enstitüleri kurdular. Pek çok ülkede merkez bankalarının ve finans kurumlarının başına oturdular. Ve bütün insanlığı huzura ve refaha hasret bıraktılar.

Evet yeryüzündeki bütün bu haksızlık ve huzursuzlukların, öyle kendi kendine ve tesadüfen oluşmadığını,bir takım gizli güçlerin planlayıp uyguladıkları sinsi programlar sonucu ortaya çıktığını artık kabullenmemiz gerekir.

İşte Gizli Dünya Devleti dediğimiz bu Siyonist saltanatının anatomisini, yani vücut yapısını çok iyi bilmek, bu insanlık bünyesinin kanserini teşhis ve tedavi etmek için oldukça önemlidir.

Bakınız bugün dünyanın herhangi bir yöresinden seyahat için uçak bileti alacak yolcuların ödediği ücretin %9'u IATA denen Siyonist kuruluşa gitmektedir. Bu haraç ödenmeyince hiçbir uçak hiçbir havaalanına inememektedir. Bu türden tüm uluslararası kuruluşlar maalesef Gizli Dünya Devleti'nin kontrolündedir ve tüm IATA payları Siyonizm’e gitmektedir. 114

Bunun gibi gemilerin uluslararası denizlerde sefere çıkabilmeleri için yolculuğa elverişli olduğunu gösteren LYOD belgesi için ödenen paralar, yine GDD'nirı kasasına girmektedir.

Ve yine bir ülkeden başka bir ülkeye parayı yollamak isteyenler, bu parayı mutlaka Amerikan Expres Bank veya Chase Manhatten Bank üzerinden göndermek ve % 1 ile %5 arasında komisyon ödemek zorundadır ve bu bankalar da Siyonist merkezlerin elindedir.

Devletler, gelişmiş ülkelerden borç para almak istediklerinde ise, mutlaka aracı ve kefil kurum olan Dünya Bankası ve IMF'ye başvurmak ve onlara büyük miktarda "Hizmet Ücreti" yatırmak durumundadır ve bu kuruluşlarda Siyonizm’in GDD'nin güdümündedir.

Velhasıl spordan sanata, tiyatrodan ticarete. üniversitelerden istihbarat örgütlerine, basın-yayın kuruluşlarından, sanayi merkezlerine kadar dünyaya yön veren etkili ve yetkili kurum ve kuruluşlar maalesef Siyonist sömürü merkezlerinin hakimiyetindedir.

Ve işte bu gerçekleri dile getirdiği ve Adil Bir Dünya Düzeni'ni hedeflediği için RP ve Erbakan düşman seçilmiştir. Ve bu yüzden Refah-Yol dış güçler ve içteki işbirlikçiler tarafından asla hazmedilememiştir.

Hatta, sırf, İslami kimliği ve tarihi kökeni yüzünden, geçmiş hükümetlerin yıllardır yalvarmalarına ve her türlü hakaret ve hıyanetlerine katlanmalarına rağmen, Türkiye Ortak Pazar'ın ve Avrupa Birliği'nin kapıcılığına bile reva görülmemiştir.